Beş yılda bu soruyu her projede yeniden sorduk ve cevap neredeyse her seferinde aynı çıktı: görüntü sahada işlenir, buluta olay ve metrik gider. Bu bir ideoloji değil, dört hesabın sonucu.
Bant genişliği hesabı
Tek bir 1080p kamera H.264 ile 2–4 Mbps üretir. 16 kameralı bir mağaza 48–64 Mbps sürekli yukarı yönlü trafik demektir. Türkiye'de perakende mağazalarının çoğunun hattı asimetrik; indirme 100 Mbps olsa da yükleme 10–20 Mbps. Yani tek mağazayı bile buluta taşıyamazsınız. Fabrika için hat daha geniş olabilir ama 60 kameralı bir tesis 200 Mbps üstüne çıkar ve bu trafik ERP, MES, telefon gibi her şeyle yarışır.
Akışı düşük çözünürlüğe indirip göndermek bir seçenek; kişi sayma 640×360 ile çalışır. Ama KKD tespiti, plaka okuma, kalite kontrol bu çözünürlükte çalışmaz. Projenin bir kısmı için bulut mümkün, tamamı için değil; iki mimariyi birden taşımak da ayrı bir yük.
Gecikme
Forklift ile yaya arasındaki mesafe 2 metrenin altına indiğinde uyarının 300 milisaniye içinde ekipmana ulaşması gerekiyor. Buluta gidip gelen bir akışta bu süreyi garanti edemezsiniz; ortalama iyi olabilir ama en kötü durum saniyeleri bulur ve İSG'de en kötü durum önemlidir. Perakende metriklerinde gecikmenin önemi yok, 5 dakikalık toplamlar yeterli. Karar burada da uygulamaya göre değişiyor.
KVKK
Ham görüntü kişisel veridir. Mağazadan ya da fabrikadan çıkmadığı sürece veri işleme faaliyeti tesisin içinde kalır, saklama süresi ve erişim tek noktadan yönetilir. Görüntü buluta gittiğinde veri sorumlusu ve veri işleyen ilişkisi, sunucunun ülkesi, aktarım sözleşmeleri gibi bir dizi konu açılır. Müşterinin hukuk ekibinin sorduğu ilk soru "görüntü nereye gidiyor" oluyor; "hiçbir yere, sadece sayılar çıkıyor" cevabı toplantıyı yarı yarıya kısaltıyor.
Biz yüz tanıma yapmıyoruz, işleme anonim; ama bu bile görüntünün kendisinin kişisel veri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Sahada işleyip görüntüyü hiç saklamamak en temiz yol.
Üç yıllık maliyet
Edge tarafında maliyet başta gelir: kamera sayısına göre bir GPU sunucu, 8–16 kamera için tek makine. Bulut tarafında maliyet ay ay gelir: GPU örneği kirası, veri çıkış ücreti, saha hattının genişletilmesi. Kaba hesap, 16 kameralık bir lokasyon için:
| Kalem | Edge (3 yıl) | Bulut (3 yıl) |
|---|---|---|
| İşleme donanımı / GPU kirası | Tek seferlik sunucu | Aylık GPU örneği × 36 |
| Bant genişliği | Mevcut hat yeterli | Simetrik hat yükseltmesi × 36 |
| Veri saklama ve çıkış | Yok, olay birkaç KB | Sürekli |
| Bakım | Uzaktan güncelleme + yılda bir saha | Yok |
Rakamları özellikle yazmadım; GPU fiyatı ve döviz kuru her çeyrek değişiyor. Ama oran değişmiyor: 12–18 ayda edge kendini amorti ediyor, 3 yılda bulutun üçte biri civarında kalıyor. Tek lokasyonda fark küçük, 40 mağazalık zincirde büyük.
Bulutun haklı olduğu yerler
- Kamera sayısı 2–3 ise ve hat yeterliyse, sahaya sunucu koymak abartı. Küçük kafe, tek girişli ofis gibi yerlerde bulut işleme mantıklı.
- Çok lokasyonlu karşılaştırma ve tahmin bulutta yapılır. 40 mağazanın metriği tek yerde toplanmadan benchmark, talep tahmini, kampanya etkisi ölçülemez. Ama buluta giden şey görüntü değil, metrik.
- Model eğitimi bulutta ya da merkez ofiste yapılır. Sahadan anonimleştirilmiş, etiketlenmiş örnekler toplanır, model merkezde eğitilir, sahaya güncelleme olarak iner.
- Geçici projeler. Bir fuar, bir aylık kampanya ölçümü için donanım almak yerine bulut kiralamak doğru.
Bizim çizdiğimiz sınır
Sahada: akış alma, çözme, tespit, takip, kural motoru. Bulutta: metrik toplama, çok lokasyonlu dashboard, tahmin, model eğitimi, uzaktan güncelleme. Bu sınırın adı hibrit, ama ağırlık açık biçimde sahada. Bir müşteri "her şeyi bulutta istiyoruz" dediğinde önce bant genişliği hesabını beraber yapıyoruz; genellikle hesap kararı veriyor.